Aşure Zamanı Gelmiş...

10/04/2016 Çiğdem ÖZERK ONAY 0 Comments




Bolluk, bereket dolu kaynayan kocaman tencereden evin içerisine yayılan mutluluktur, huzurdur, Aşure… Birlikteliktir, paylaşımdır küçücük bir kâsenin içerisinde ağızlarımızı tatlandıran…

Nereden çıkmış, nasıl olmuş, hangi evde pişermiş, kim dağıtırmış aşureyi J Birçok hikâyesi, birçok âdeti var yaşanan ve yaşatılan.

Hicri Takvime göre kabul edilen ilk aydır muharrem ayı. İnanışa göre; büyük tufanda Nuh peygamber ve beraberindekiler muharrem ayının 10. günü gemiden çıkmışlar. Karınlarını doyurabilmek için de gemi de kalan tüm erzakları bir kazana koyup pişirmişler. Arapça’ da 10 anlamına gelen Aşere sözcüğü de bu çok lezzetli yemek ile birlikte günümüze kadar taşınmış.

Annemin tatlı telaşesinden, mutfaktaki hummalı koşuşturmadan anlardım bende çocukluğumda muharrem ayının geldiğini. Kızı olanın yapması sevapmış diye duyar ama bir türlü nedenini anlayamazdım. Anneme de ne zaman sorsam yaşım küçük olduğundan sevapmış işte ne bileyim diyerek geçiştirirdi beni. Bir sürü soru sorardım; anneannemde yapar mıydı, peki şu teyzenin kızı yok o niye yapıyor ya da onların da kızı var onlar yapmıyor gibi… Öğrendim ki; geçmiş zamanlarda evlilik çağına gelmiş kızlar kendilerini göstersinler, sosyalleşsinler diye anneleri aşure pişirince mahalleliye kapı kapı aşure dağıtırlarmış. Hani kızımızı görsünler, eşe dosta haber göndersinler de hayırlı bir izdivaç yapsın diye. İyi ki küçükken öğrenmemişim, cahillik mutluluktur diye boşuna dememişler J

Bir gece öncesinden başlardı hazırlıklar, aşure zamanı. Bakliyatlar ıslatılır, kayısılar kuru incirler minik minik kesilir, şişen bakliyatlar ayrı ayrı haşlanır, kabuklarından ayrılır ve sırasıyla tencereye eklenerek paylaştıkça çoğalan enfes bir tatlı olurdu, dağıtıma hazır. Beni göreceksiniz, o zamanlar yazdıklarımdan bihaber ben dağıtacağım diye bir heves beklerdim annemin kâselere paylaştırmasını. Bir türlü bitmezdi süslemeler. Sonunda kapıları çala çala dağıtırdım, büyük bir zevkle. Tıpkı, şimdilerde sevgili kızımın yaptığı gibi…

Bu arada paylaşmadan geçemeyeceğim bir adet daha varmış. Aşure piştikten sonra kâseye konulan ilk kepçe dağıtılmazmış; evde bolluk bereket eksik olması diye.

Aşureyi hep çok sevdim, ama büyüdükçe anladım ki ben küçükken aşure yememişim! Annem çok güzel yapar herkes de onun aşureyi yapmasını beklerdi. Ama abim ve ben bir aşure yerdik, ona da yenmek denirse. Yok inciri ayıkla, yok kayısıyı ayır aaa bunda üzüm de mi var. Anlayacağınız mundar ederdik, canım tatlıyı. Yıllar sonra aklıma düştü, olsa şimdi incirini de yesem kayısısını da, dedim. İşten çıktığım gibi alış veriş yaptım, girdim mutfağa; ilk denememdi, heyecanla pişirdim. Ne evliydim, ne de kızım vardı. Hadi canım oradan dedim. Tabi ki çıkıp mahalleye dağıtmadım J Koca bir kâseye doldurdum, güzelce süsledim ertesi günü götürdüm işyerine. Afiyetle paylaştık. O günden beri her sene büyük bir zevkle yapıyor ve paylaşıyorum. Kocaman yürekli, minik elleriyle bana yardım eden kızımla…

Kabul ediyorum biraz meşakkatli ama her güzel şey uğraş ister emek ister. Sonunda lezzetli, tatlı, hele bir de paylaşmanın verdiği o güzel enerji varsa, her şeye değer. İşte bende hemen şimdi çok lezzetli bir DerinliTatlar Aşure tarifi paylaşacağım sizinle. Nişastasız, içindeki malzemelerin doğallığıyla kıvamını bulan, bir lezzet cümbüşü...

DerinliTatlar Aşure Tarifi
Malzemeler
  • 1 su bardağı aşurelik buğday
  • ½ su bardağı pirinç
  • ½  su bardağı kuru fasulye
  • ½  su bardağı nohut
  • 1 adet portakal
  • 15 su bardağı su
  • 2 su bardağı tozşeker (Damak tadınıza göre arttırabilirsiniz)
  • 1,5 su bardağı kuru incir
  • 1 su bardağı kuru kayısı
  • 1 su bardağı tatlı badem
  • 1 su bardağı kavrulmuş fındık
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • ½  su bardağı kuru üzüm
  • 2 paket kuşüzümü
  • 2 paket dolmalık fıstık
  • 2 adet kabuk tarçın
  • 1 paket karanfil
Süslemek için:
  • Nar taneleri
  • Fındık
  • Kuş üzümü
  • Badem
  • Antepfıstığı
  • Karanfil
  • Susam
  • Toz tarçın
  • Hindistan Cevizi (Arzu ettiğiniz malzemeleri kullanabilirsiniz.) 

Hazırlanışı

  1. Buğday, nohut, kuru fasulye ve pirinci bir gece önceden ayrı kaplarda ıslatın.
  2. Ertesi gün buğdayı, pirinci suyuyla birlikte ve iri dilimlenmiş portakal kabuklarını büyükçe bir tencereye alın. Üzerine suyu ekleyip buğday yumuşayıncaya kadar orta ateşte ara sıra karıştırarak pişirin. (İsterseniz portakal kabuklarını küçük küçük keserek ekleyebilirsiniz. Bizim evde sevilmediği için tadı geçmesi için ben iri koyup sonrasında alıyorum.)
  3. Nohut ve kuru fasulyeyi ayrı ayrı haşlayın.
  4. Kuru incir ve kuru kayısıları küp doğrayıp ılık suda yumuşatın.
  5. Bademleri sıcak suda 5 dakika bekletip kabuklarını soyun.
  6. Buğdaylar çatlamaya başladığında tuzu ilave edin. Nohut, kuru fasulye, portakal suyu ve tozşekeri aşureye ekleyin.
  7. Ara ara karıştırarak 15 dakika pişirin.
  8. Kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm, kuş üzümü, badem, karanfil, kabuk tarçın, fındık ve dolmalık fıstıkları ekleyin. 10 dakika daha pişirin.
  9. Ocaktan alıp 25-30 dakika dinlendirdikten sonra kaselere paylaştırın.
  10. Üzerini görsel zevkinize ve damak tadınıza göre süsleyerek servis yapın.
Sağlıklı, güzel günlerde keyifle sevgiyle paylaşmanız dileklerimle, afiyet olsun...

Önerilen Tarifler

0 yorum: