SEVGİ, önce kendini sevmekle başlar...

“Başkalarının sayfalarına yazdıklarınla, kendi sayfalarını dolduramazsın.” 
Ne kadar güzel ve ne kadar anlamlı bir söz değil mi? Geçenlerde izlediğim dizi de geçiyordu. Sahne şöyleydi; eşini kaybettikten sonra hayatını oğullarına adamış, gelin olduğu aileye laik olabilmek için her şeyden kendisinden bile vazgeçmenin onu daha onurlu ve gururlu yaptığına inanmış, yıllar sonra çocukluk aşkı ile karşılaşıp kendini fark etmeye başlamış, bir anne ile hassas, içene kapanık, dürüst bir oğul. Belki de ilk defa bu kadar samimi dertleşiyorlar ve fonda Sezen Aksu’ nun “sen de benim kadar gerçekleri biliyorsun…” diye devam eden efsane şarkılarından birisi. Anne oğluna; bu hayat senin, dinlemen gereken tek şey kendi kalbin, sonuçta bir tek kendine hesap vereceksin. Ona göre hareket et, çünkü hayatın tekrarı yok, diyor. Oğlu da annesine benzer şekilde cümleler kurarak, ilk başta yazmış olduğum ve beni üzerinde çok düşündüren sözü söylüyordu.
43 yaşıma sayılı günler kaldı. Yaklaşık 4-5 sene önceydi; kendimi, hayatımı, hayata bakışımı, çevremi, kısacası dünü bugünü ile geçmiş tüm günlerimi sorguladığım. Hatalarım, doğrularım, kırdıklarım, kırıldıklarım, mutluluklarım, mutsuzluklarım, daha nicelerini birer teraziye koydum. Daha önce hiç yapmamış mıydım? Yapmıştım elbette ama küçük küçük dersler alıp benzer şekilde devam etmiştim. Öğle öğrenmiştim çünkü. Affetmeyi, alttan almayı, onun da huyu böyle olduğu gibi kabul edeyim demeyi,  haklı da olsam susmayı öğrenmiştim. Takdir edilesi bir durumda bile daha iyisi neden olmadı, gene mi başaramadım hissiyle kendimi ispat etmeye anlatmaya çalışmıştım. Kimi zaman ailem, kimi zaman çevrem için yapmıştım, gitmiştim, gelmiştim, oynamıştım. Mutsuz muydum? Hayır, mutluydum. Çok şükür;  sevgi dolu, güvenli, huzurlu bir ortamda büyümüştüm. En küçük şeyden bile mutlu olmayı, şükretmeyi öğrenmiştim. Kendim için hiç mi bir şey yapmamış, hiç mi kırmamış, hiç mi incitmemiştim kimseyi. Yapmıştım, incitmiştim ama en çok o yaşa kadar; başkalarının sayfalarına yazmış, kendi sayfalarımı boş  ya da eksik bırakmıştım…
Artık terazimin kefelerini dengelemeye hatta azıcık ta kendi tarafıma, kendi sayfalarımı doldurmaya, tek şeyin kendi kalbimin sesini dinlemek olduğuna karar vermiştim. Nasıl yapacaktım ki bunu? Belki de ufacık ama hiç de kolay olmayan bir mantık değişikliği yapacaktım. Çevreme verdiğim, gösterdiğim sevgiyi, saygıyı, hoş görüyü önce kendime sonra etrafıma gösterecektim. Başkasına ne kadar değer verip onu çevrenize nasıl ve ne şekilde dâhil ederseniz, çevreniz de o kişiyi o derece sahiplenecektir. Öyleyse; biz kendimizi ne kadar sever ne kadar sayarsak, çevremiz de bizi o derece sahiplenir. Yani önce kendimi sevecek, kendime saygı duyacaktım. Teori de çok kolay ya pratikte?
Bunca yıl süre gelmiş mantık bir çırpıda değişir mi? Etraf ne der,  ne oluyor buna amma da havalara girdi, ne sanıyor bu kendini, ne kadar değişmiş… demezler mi. Kabul ediyorum; zorlu ama geçici bir süreç. Hele ki benim gibi kendiyle dalga geçebilen hayat ile barışık bir insansanız, daha da zor. Ne kadar zor olursa olsun önümüze engellerde çıksa sonuç ta karar vermişiz; KENDİMİZİ SEVMEĞE. Belki size komik ve saçma gelecek, belki aman sende diyeceksiniz ama şöyle kendiniz ile baş başa kalın ve sadece kendiniz hayatınız düşünün. Eğer diyorsanız ki doğru söylüyorsun, o zaman hadi siz de benim yaptıklarımı yapın.
Kendinize saygı duyun, öz saygı çok önemli, kendinize dürüst olun, kendinizi sevin ve affedin, kendinizi kutlayın, ufacık bile olsa daha iyisi neden olmadı demeyin. Ben bugün bunu başarıyla yaptım, deyin ve kendinizi övün, takdir edin. Başkasının size değer vermesini beklemeyin, herkesten önce siz kendinize değer verin. Aynaya bakın tam gözünüzün içine kendiniz ile baş başa kalın. Önce yüzleşin, hatalarınızı kabullenin, affedin ve sonra aynadaki size seni seviyorum deyin. Sen başarılı, dürüst, çalışkan ve yardımsever bir insansın, her şeyin en güzelini en iyisini en hayırlısını hak ediyorsun, deyin. Gülmek serbest, yeter ki; gerçekten, inanarak, pozitif bir şekilde odaklanarak, gözünüzün içine baka baka kendinizi sevmeye karar verin. Göreceksiniz ki; etrafınızda ki gerçek sizi mutlu eden insanlar çoğalacak, farkındalığınız yükselecek, değer bilinciniz güçlenecek. Kimi zaman eyvallahınız olmayacak belki ama kendinize olan saygınız artacak.
Kendinizi sevmez, öz saygınızı kaybeder, değer vermezseniz(farkında bile olmadan), belki zekânızla, yetenek ve becerilerinizle yeterlilik duygunuzu geliştirip kendinizi değerli hissedebilir, dünyayı fethetmişçesine egonuzu yükseltip, iyi konumlara gelebilir, çok paralar kazanabilirsiniz. Ama günün sonunda sağlıklı ilişkiler kuramadığınızı, kendinizi etrafınızda kalan birkaç insanla mutluluğu, huzuru, gerçek dostları ararken bulursunuz. Bakarsınız ki; yeterlilik duygusu, değerlilik duygusunun yerine geçememiş.
Kendinizi seveceğiniz, yazın başkalarının sayfasına da yazın onlarsız olmaz ama en çok kendi saflarınıza yazdıklarınızla hayatınızı dolduracağınız, sağlıklı günler…
Unutmayın, bu hayat sizin ve tekrarı yok…


Kendini yeniden keşfederek sevmeyi öğrenme yolculuğu, kendini beğenmişlikten kendini beğenmeye doğru yapılan yolculuktur.

Çiğdem ÖZERK ONAY (01.2018)

Sevginin Günü


Evettt, Beyler bu tarif sizin için. Sevginin günü 14 Şubat yaklaşırken, sevdiğinize tatlı bir sürpriz yapmak istemez misiniz. Taaamammmm, taamammmm, sadece bir şakaydı. Ama ciddiye almak isteyen olursa, olmaz demeyiz, di mi hanımlar. Gün bahane, sevmek insanın kendini sevmesiyle başlar. Hatalarını kabullenmekle, kendini olduğun gibi kabul etmekle, başarını önce kendin kutlamakla kendinle barışık olmakla yeri geldiğinde kendinle dalga geçebilmekle başlar…Unutmayın bu hayat sizin ve tekrarı yok, diyerek, sevginin üzerine zaman zaman bu hafta yer vermek üzere kısa bir nokta koyup, nefis, pişmeyen sağlıklı  cheesecake tarifi ile devam edeyim. Kahvenizin, çayınızın yanında, spor öncesi ya da canınız tatlı çektiğinde yiyebileceğiniz, lezzetli bir tarif oldu.

MALZEMELER

TABANI

·         1 su bardağı Fındık
·         1 1/4 su bardağı Hurma ve Kuru İncir
·         1/4 su bardağı kakao tozu
·         bir cimdik tuz

CHEESECAKE DOLGUSU

·         2 su bardağı fındık unu
·         4 yemek kaşığı hindistan cevizi yağı (sıvı hali)
·         3/4 su bardağı Hindistan Cevizi Kreması (marketlerde var) Normal kremada kullanabilirsiniz.
·         2 yemek kaşığı bal
·         1 paket vanilin
·         1 limon ya da portakal suyu
·         1 çay kaşığı ince limon ya da portakal kabuğu rendesi

ÜZERİ İÇİN

·         1 su bardağı yaban mersini
·         1 yemek kaşığı chia tohumu
·         ½ su bardağı kan portakalı suyu(normal portakal da olur)
·         1 yemek kaşığı  bal

TALİMATLAR

1.       Tabanı için; mutfak robotunda fındık, kuru incir, hurma, kakao tozu ve tuzu ince bir hamur olana kadar çekin.
2.       Kare(8*8’ lik) bir borcam içerisine robotta hazırladığınız taban malzemesini koyun. Avucunuzun içi ile veya büyük bir kaşığın arkasını kullanarak, karışımı kabın tabanına bastırarak yayın.
3.       Cheesecake dolgusunu hazırlayana kadar buzdolabına koyun.
4.       Üzeri için; bir sos tenceresine yaban mersinlerini ve 1 yemek kaşığı kadar su koyun , orta ateşte 10 dk boyunca karıştırırak pişirin. Ocaktan alın. İçerisine portakal suyu ve balı ekleyerek blenderdan geçirin. 1 yemek kaşığı chia tohumu ekleyin ve peynir dolgusu hazırlanana kadar oda sıcaklığında bekletin.
5.       Cheesecake dolgusu için; tüm malzemeleri karıştıma kabına koyun ve pürüzsüz hale gelene kadar karıştırın.
6.       Buzdolabında bekleyen tabanın üzerine hazırladığınız peynir dolgusunu dökün. Üzerini düzelttikten sonra üzeri için hazırladığınız yaban mersinli sosu dökün. İnce uçlu bir bıçak ya da mutfak aleti yardımıyla istediğiniz şekli verin.
7.       Donması için 3-4 saat boyunca donduruda bekletin.Tavsiyem bir gece buz dolabında beklemesi.
8.       Dondurulmuş şekilde servis yapın veya daha yumuşak olmasını isterseniz 10-15 dk oda sıcaklığında bekleterek servis yapın.
Kendinizi ve çevrenizdeki her şeyi çok seveceğiniz güzel bir hafta olsun. Unutmayın siz severseniz herkes sever, çünkü, SEVGi; paylaştıkça çoğalan bulaşıcı bir duygudur.




Etimekli Elma Tatlısı

Nostalji… Çocukluğumuzdan kalanlar...Hatırlamayan var mıdır, bilmiyorum biz çok severdik. Hazır annem de sömestre için yanımızdayken onun ellinin lezzetiyle yedik. Anılara güzel, lezzetli bir yolculuk yaptık. İşte annemin tarifi benim fotoğraflarımla sizin için👇
Elmalı Etimek Tatlısı ❤️
Malzemeler:
  • 1 paket tuzsuz Etimek
Karamel Sos için;
  • 1 çay brd. toz şeker
  • 1 tatlı kşğ. su
  • 1 su brd. su
Muhallebi için:
  • 1 lt. süt
  • 3 yemek kşğ. un
  • 1 yemek kşğ. nişasta
  • 1 su brd. toz şeker
  • 1 tatlı kşğ. tereyağ
  • 1 paket vanilin
  • 1 fiske tuz
Elma için:
  • 4-5 adet orta boy kırmızı elma
  • 1 çay brd. toz şeker
  • 2 su bardağı su
Hazırlanışı
1.Etimekleri dikdörtgen şeklinde borcama yanyana dizin.
2.Karamel sos için, küçük bir tencereye toz şeker ve bir tatlı kaşığı suyu koyun ve orta ateşte şekerin eritin. Kahverengiye dönüşmeye başladığında ocağın altını kapatıp, 1 su bardağı suyu üzerine dökün. Önce katılaşıp sonra karamelize olan şeker suyun içinde eriyecektir. Bu karışımı etimeklerini üzerine dökün.
3.Elmaların kabuklarını soyup, ortalarından çekirdeklerini çıkarın. Halka şeklinde dilimleyin ve bir tencereye koyun. Üzerine toz şeker ve suyu da ekleyerek orta ateşte elmalar yumuşayana kadar pişirin. Ocaktan alın ve soğuması için bekletin.
4.Muhallebi için şeker, nişasta, unu tencereye alın önce biraz sütle topaklanmaması için eritin. Daha sonra kalan sütü ekleyerek orta ateşte koyulaşana kadar karıştırarak pişirin. Ocaktan almadan tereyağını da ekleyip, ocağın altını kapatın. Bu aşamada hem köpük köpük hafif bir muhallebi olması hemde soğuması için yaklaşık 10 dk. mikser yardımıyla çırpıyoruz.
5.Soğuyan elma dilimlerini karamel sos ile ıslattığımız etimeklerin üzerine dizin.
6.Hazırladığınız muhallebi sosunu elmalı etimeklerin üzerine dökün.
7.Oda sıcaklığına gelince buzdolabına koyun. En az 2 saat buzdolabında dinlenmeli. Sonrasında üzerine fındık, Hindistan cevizi, fıstık serperek servis edebilirsiniz.

Bahar gibi...


18 Kasım 2006, günlerden Cumartesi, doğuma daha 5 haftam var diye rahat rahat geziniyordum. Gece gündüz kıpır kıpır hiç durmayan, durduğu zamanlarda hıçkırıklarıyla ben buradayım diyen içimdeki küçük hanım bu rahatlığımı fazla bulmuş olmalı ki akşam üstü beş çayına gelir gibi bir anda çıka  geldi. Aceleci, sabırsız ama kararlı... Sanki bir an önce hayatı yaşamalı, planladığı gibi hakkını vermeliydi, hayatın.

Yıllar birbirini kovaladı; yedi yemedi, uyudu uyumadı, yürüdü yürümedi, konuştu hiç susmadı, okudu durduramadık derken  bir de baktım ki sağlıkla, keyifle 11 yıl geride kalmış. Gene aceleci, gene sabırsız ama gene ne pahasına olursa olsun kararlı...

Anlayacağınız 11 yıldır her Kasım ayı geldiğinde tatlı bir telaş kaplıyor içimizi, şükrederek. Bu sene nasıl olsun, nasıl yapalım, kafalar da çılgın fikirler, sürprizler...
İtiraf ediyorum ilk seneler ben telaş yapıyor, eşimi de telaşlandırıyordum, ama  Derin büyüdükçe görevi devraldı. Beklenen son :) Güzel de oldu, sağolsun düşünüyor, araştırıyor, buluyor, biz de uygun olduğu şekilde yapıyoruz. Araya küçük sürprizler katarak.

Yoğun araştırmalar sonucu bir karara vardığımız pasta görseli üzerinden yola çıkarak yaptığımız bu sene ki doğum günü pastamızı, sizinle de paylaşmak istedim.
Aramızda kalsın, harika oldu...

Pasta keki için;
Malzemeler

  • 4 su bardağı sade kek un(Evde kekun tarifi için sevgili @pinardesserts ın bloğunu ziyaret edebilirsiniz.)
  • 2 çay kaşığı hamur kabartma tozu
  • 1,5 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 225 gr oda sıcaklığında tereyağı
  • 2 su brd.(400gr) toz şeker
  • 1 paket vanilya
  • 4 adet oda sıcaklığında yumurta
  • 2 su bardağı buttermilk (500 ml sütün içine 2 yemek kaşığı limon suyu ekleyin 10 dk. bekletin süzerek elde ettimiz su, buttermilk)

Hazırlanışı

  1. Un, kabartma tozu, kabartma tozu ve tuzu birlikte karıştırın.
  2. Stand mikseriniz yardımıyla tereyağı ve şekeri birlikte 3 dakika boyunca krema kıvamına gelene kadar karıştırın.
  3. Karışıma tek seferde yumurtaları ve vanilyayı ekleyin.Yüksek devirde iyice karıştırın.
  4. Un karışımının yarısını ve 1 su bardağıbuttermilk ekleyerek, spatula yardımıyla güzelce karıştırın.
  5. Kalan un karışımını ve buttermilk ekleyerek homojen bir karışım elde edene kadar hafifçe karıştırın.
  6. Hazırlanan kek hamurunu  22 cm' lik 3 adet kek kalıbına bölün.
  7. Önceden 180 dereceye ısıtılmış fırında pişirin, yaklaşık 30-35 dakika yapın. Birkaç dakika serin keklerin soğumasını bekleyin ve sonra tamamen soğumak için bir tel rafa çıkarın.
  8. Kekleri bir gece önceden yapıp buzdolabında saklarsanız, pastanızın montaj aşamaında rahat şekil vermenizi sağlar.

Kek tarifi (@whatsgabycookin ) whatsgabycooking.com sitesinden uyarlanmıştır.


Beyaz Çikolata, Krem Şanti ve Bailey's li Pasta Kreması
Malzemeler

  • 1 kutu krem şanti (içerisinde 2 paket olmalı)     
  • 100 gr beyaz çikolata (benmari usulü eritilip oda sıcaklığına getirilmiş)
  • 2 çorba kaşığı Bailey's 
  • 3 çorba kaşığı pudra şekeri
  • 1 paket vanilya

Hazırlanışı

  1. Stand mikseriniz ile 2 paket toz krem şantiyi 100 ml. soğuk süt ile yüksek devirde iyice çırpın.
  2. İçerisine benmari usulü eritip oda sıcaklığına getirdiğiniz beyaz çikolatayı, Bailey's, pudra şekeri ve vanilyayı da ekleyerek çırpmaya devam edin.
  3. 2-3 dakika çırptıktan sonra pastamızın kreması hazır.


Bailey' s li Swiss Butter Cream Krema 
Malzemeler

  • 4 adet orta boy yumurta akı
  • 150 gr toz şeker
  • 340 gr oda sıcaklığında küp küp kesilmiş tereyağı
  • 1 paket vanilya
  • 2 çorba kaşığı Bailey's 

Hazırlanışı

  1. Cam derin bir kasede yumurta aklarını güzelce çırpın.
  2. İçerisine toz şekeri ekleyin ve benmari usulü yüksek devirde, şeker eriyene kadar, çırpın.
  3. Ocağın üzerinden alın ve 3'er 3'er tereyağlarını ekleyerek, çırpmaya devam edin.
  4. Vanilya ve Bailey's de koyarak 1-2 dk. daha karıştırın.
  5. Butter Cream Kremamız hazır.

**Kremanın bir kısmını ayırın ve 2-3 damla kırmızı gıda boyası damlatın. Aslında bu tarz katkıları hiç sevmem.
Bu tarif; ilgiyle ve büyük bir zevkle takip ettiğim sevgili Pınar Hanım'ın (@pinardesserts) www.pinarsdesserts.com sitesinden Swiss Butter Cream Krema tarifine Bailey's ekleyerek, uyarlandı.



Montaj

  1. Pastayı koyacağınız servis tabağının altına kekin kaymaması için krema sürün.
  2. İlk kat keki koyun ve üzerine içi için hazırladığınız krem şantili kremadan sürün. İkinci katman kekin kaymaması eğimli olmaması için  kremayı düzgün sürmeye özen gösterin.
  3. Diğer kek katmanı için de aynı işlemi yapın.
  4. 3. katı koyduktan sonra dışı için hazırladığınız Swiss Butter Cream kremayı  pastanın her tarafına sürün.
  5. Kırmızı gıda boyası kuulanarak hazırladığımız krema ile aşağıdan yukarı doğru sürerek süsleme yapın.
  6. 50 gr beyaz çikolata ve 50 gr krema yı benmari usulü eriterek ganache hazırlayın. Pastanın üst kısmını hazırladığınız beyaz çikolatalı ganache ile kaplayın. Pastanın yanlarından hafifçe akıtarak şekil verin.
  7. Evde hazırladığınız değişik renkteki bezeler ve doğal mevsim çiçekleri ile pastanızı süsleyin.


Bu pastanın tasarımında http://www.hintofvanillablog.com sitesinden esinlenilmiştir.
İyi ki doğdun, iyi bizi seçtin ve hayatımıza renk katıyorsun. Teşekkürler...

Blokta Harika Levrek Marine Tarifi Var …


Sürprizleri sever misiniz? Ben bayılırım. Hani böyle hiç beklemediğiniz bir anda yüzünüzü gülümsetecek, içinizi ısıtacak, öyle ki ağzınızı dahi sulandıracak lezzetli bir sürpriz. 😋 

Peki; denizden babanız çıksa yer misiniz? Valla yerim 😲 Deniz mahsullerinin ayrı bir yeri vardır, soframızda. Çiğ, pişmiş hiç fark etmez, her gün olsun her gün yeriz. Ailecek bu sevdamıza şahitlik eden bir arkadaşım benim için paha biçilmez bir sürpriz yaptı. Kendisi iç mimar ve bir balık restorantının dekorasyonu üzerine çalışıyor bu aralar. Bir yandan tadilat çalışmaları bir yandan da müşterilerine hizmet veriyorlar. Düşünebiliyor musunuz, benim için nasıl da büyük bir hazine. Mutfak ta çalışma var diyerek; bir Cuma öğleden sonra resimli videolu severek yediğimiz, yerken de sürekli içindekiler ile ilgili yorumlar yaptığımız bir balık mezesinin tarifini yolladı. Hazineye ulaşmış, beni de unutmamıştı. Nasıl güzel bir sürpriz, benim için. Mesajları okudukça heyecanlandım, sabırsızlandım, bir an önce balıkçıya gitmek ve sonrasında denemelere başlamak için.


Veeee, beklenen an geldi, eşim levreklerin filetolarını çıkarıp, derilerini yüzüp kılçıklarını çıkarırken, ben de soğanları piyazlık doğramaya başladım. Öyle hemencecik yapılıp yenilecek gibi değil... Sabırla, özenle yapılmak istiyor, her güzel şey gibi…


Sizleri de heyecanlandırdım. Bu güzel sürprizi yapıp, ilk elden bana gönderen sevgili Meltem’ e, her gün müşterilerine lezzetli tarifler sunan usta aşçıya teşekkürler.


Sizler de DerinliTatlar gibi deniz mahsullerine tutkunsanız, bu lezzetli levrek marine tarifimizi mutlaka deneyin derim…






Ustasından Levrek Marine Tarifi

Malzemeler
  • 1 adet fileto çıkarılmış Levrek
  • 1 adet kuru beyaz soğan
  • 3 yemek kaşığı acı hardal
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 3 adet limon suyu
  • ½ çay bardağı zeytinyağı
  • Sirke
  • Tuz
Hazırlanışı
  1. Filetosu çıkarılmış levrekleri derinlerinden ayırın. Kılçıklarını temizleyin ve jülyen şekilde kesin.
  2. Kestiğiniz levrekleri üzerini 2 parmak geçecek kadar limonlu suyun içerisine koyun ve iyice beyazlaşana kadar bekletin. (Bir gece öncesinden buzdolabında limonlu suda bekletirseniz; hem çiğ balık tadından eser kalmayacak hem de kalan kanını iyice bırakarak bembeyaz olacak.)
  3. Beyaz soğanı kabuğunu soyun, yıkamadan piyazlık olacak şekilde ince ince kesin ve tuzla ovun. Levrekleri çıkarana kadar bir kenarda bekletin. Tuzla ovulan soğanlar bu süre içerisinde sulanacak ve yumuşayacaktır.
  4. Yumurta sarısı ve hardalı bir sos tenceresinde krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  5. Üzerine zeytinyağını yavaş yavaş ekleyerek çırpmaya devam edin.
  6. Sirke ve limon suyunu da ekleyin ve iyice çırpın. Sirkeyi damak tadınıza göre daha az ya da daha çok koyabilirsiniz.
  7. Limon suyu ekledikçe hazırladığımız sosun rengi beyazlaşacaktır. Limon suyu da aynı sirke gibi damak tadınıza göre eklenecektir.
  8. Tüm bu işlemlerden sonra sıra geldi beyazlaşan jülyen levreklerimiz, soğan ve sosumuzu bir araya getirmeye.
  9. Limonlu sudaki levrekleri süzün.
  10. Soğanları, süzdüğümüz levrekleri ve hazırladığımız sosu bir borcamda birleştirin. 3-4 saat dinlenmeye bırakın. Unutmayın ne kadar çok sosta kalırsa o kadar lezzetli olur.

Sağlıklı günlerde, keyifle, sevdiklerinizle yemeniz dileklerimle. Afiyet olsun...

Beşamel Soslu Fırında Makarna, Kokusu Burnunuzda Tütecek...


Hayatınız boyunca belki sadece ucundan tatmış ama hiç yememiş, pisirmeye fırsat yaratmadığınız, hiç yapmayacağınız anlamına gelmez, degil mi…
 

Nedendir bilinmez bizim evde hiç pişmezdi fırın makarna. Belki de annem sevmiyordu, belki de makarnaya yeterince doyuyorduk, ona fırsat kalmıyordu, kim bilir.

Sonrasında da  ben sevmem, hiç de tatmadım diyerek hep uzak durdum. Israrlara dayanamayıp tadına baktığım zamanlarda, damak tadıma hitap etmediğini düşündüm. 1-2 sene kadar önceydi yanılmıyorsam, gene bir arkadaşımın ısrarıyla tadına bakmak durumunda kaldım. Yaşlandıkça damak tadım mı değişti, yoksa gerçekten bir başka güzel miydi bilmiyorum ama; çok hoşuma gitti. Ama fırın makarnaya yine bir bahane buldum, bu sefer de cok kalorili deyip, ittim tabakları. Ama tadı damağında kalan bir seyden ne kadar uzak kalabilirsin ki, hele hele fırın makarnayı okulda her yediğinde biliyor musun anne bugün öğlen ne vardı diye aklı öğle yemeğinde kalan, küçük bir hanım var evde.

Çok takıntılı bir anne olmasam da, her anne kadar bende de var, biraz. Madem çocuğum seviyor, o zaman evde yapayım, doya doya yesin, degil mi ama... :)

Makarnayı haşlarken hafif diri kalması, beşamel sosun hazırlanmasındaki bir iki püf noktası haricinde çok da kolay çok da pratik bir yemek. İtiraf ediyorum, çok da lezzetli…

Çocukların da seveceği beşamel soslu fırında makarna tarifini hemen aşağıda püf noktalarıyla birlikte sizlerle paylaşıyorum. Okurken kokusunu duyacaksınız. :)
Beşamel Soslu Fırında Makarna
Malzemeler

Makarna için;
  • ½ paket fırın makarna
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Su
  • Tuz (diğer malzemelerde de tuz olacağından az tuz eklemenizi tavsiye ederim.)
İç Malzeme İçin;
  • ½ su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
Beşamel Sos İçin;
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 2 yemek kaşığı un (tepeleme olmayacak şekilde)
  • 1,5 su bardağı (300 ml.) süt
  • Tuz
  • 1 çay kaşığı Karabiber (damak tadınıza göre arttırabilir ya da azaltabilirsiniz. Taze çekilmiş kullanırsanız daha da lezzetli oluyor.)
  • ½ çay kaşığı Muskat rendesi (isteğe bağlı, kullanırsanız da çok güzel oluyor)
  • 1 çay bardağı beyaz peynir (ben Kecheese marka kullanıyorum.)
Üzeri için;
  • Rendelenmiş kaşar peyniri

Hazırlanışı

  1. Makarnayı haşlamak için orta boy bir tencereye ya da makarna tenceresine su, yağ ve tuzu koyun.
  2. Kaynayan suyun içerisine makarnalarınızı atın ve haşlayın. Ben 8-9 dakika kadar tutuyorum, çok haşlanınca hamur gibi oluyor.
  3. Haşlanan makarnaları süzün ve tekrar diğer malzemelerle karıştırmak üzere tencereye koyun.
  4. Makarnalar haşlanırken diğer bir yandan beşamel sosunuzu hazırlayabilirsiniz. Beşamel sos için; sos tenceresine tereyağını ve unu koyun.
  5. Unun kokusu çıkana kadar kavurun. Kokladığınız da un kokusu gelmemeli.
  6. Sonra bu karışıma soğuk 1 bardak süt ekleyin ve çırpma teliyle karıştırarak krema kıvamına getirin. Soğuk süt eklememizin amacı; kavurduğumuz unun topaklanmaması. Eğer aynı sıcaklıkta ya da oda sıcaklığında eklerseniz un topak topak olacaktır. Meyane yaparken de buna dikkat ederseniz daha pürüzsüz ipeksi bir sos elde edersiniz.
  7. Kalan yarım bardak sütü de ekleyerek, karıştırmaya devam edin. Koyu bir kıvam alınca ocaktan alın.
  8. İçerisine karabiber, beyaz peynir, isteğe bağlı tuz ve muskat ilave ederek beşamel sosunu karıştırın.
  9. Süzülen makarnaların içerisine hazırladığınız beşamel sosu ve rendelenmiş kaşar peynirlerini ekleyin. Güzelce birbirine karıştırdıktan sonra fırın kabına ya da bir borcama boşaltın.
  10. Üzerini tamamen kaplayacak şekilde kaşar peyniri rendesi serperek, 200 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
  11. Fırınlanmış makarnayı 10 dakika  dinlendirin ve dilimleyerek servis edin.
Sağlıklı, güzel günlerde afiyetle yemeniz dileklerimle...
 

Aşure Zamanı Gelmiş...




Bolluk, bereket dolu kaynayan kocaman tencereden evin içerisine yayılan mutluluktur, huzurdur, Aşure… Birlikteliktir, paylaşımdır küçücük bir kâsenin içerisinde ağızlarımızı tatlandıran…

Nereden çıkmış, nasıl olmuş, hangi evde pişermiş, kim dağıtırmış aşureyi J Birçok hikâyesi, birçok âdeti var yaşanan ve yaşatılan.

Hicri Takvime göre kabul edilen ilk aydır muharrem ayı. İnanışa göre; büyük tufanda Nuh peygamber ve beraberindekiler muharrem ayının 10. günü gemiden çıkmışlar. Karınlarını doyurabilmek için de gemi de kalan tüm erzakları bir kazana koyup pişirmişler. Arapça’ da 10 anlamına gelen Aşere sözcüğü de bu çok lezzetli yemek ile birlikte günümüze kadar taşınmış.

Annemin tatlı telaşesinden, mutfaktaki hummalı koşuşturmadan anlardım bende çocukluğumda muharrem ayının geldiğini. Kızı olanın yapması sevapmış diye duyar ama bir türlü nedenini anlayamazdım. Anneme de ne zaman sorsam yaşım küçük olduğundan sevapmış işte ne bileyim diyerek geçiştirirdi beni. Bir sürü soru sorardım; anneannemde yapar mıydı, peki şu teyzenin kızı yok o niye yapıyor ya da onların da kızı var onlar yapmıyor gibi… Öğrendim ki; geçmiş zamanlarda evlilik çağına gelmiş kızlar kendilerini göstersinler, sosyalleşsinler diye anneleri aşure pişirince mahalleliye kapı kapı aşure dağıtırlarmış. Hani kızımızı görsünler, eşe dosta haber göndersinler de hayırlı bir izdivaç yapsın diye. İyi ki küçükken öğrenmemişim, cahillik mutluluktur diye boşuna dememişler J

Bir gece öncesinden başlardı hazırlıklar, aşure zamanı. Bakliyatlar ıslatılır, kayısılar kuru incirler minik minik kesilir, şişen bakliyatlar ayrı ayrı haşlanır, kabuklarından ayrılır ve sırasıyla tencereye eklenerek paylaştıkça çoğalan enfes bir tatlı olurdu, dağıtıma hazır. Beni göreceksiniz, o zamanlar yazdıklarımdan bihaber ben dağıtacağım diye bir heves beklerdim annemin kâselere paylaştırmasını. Bir türlü bitmezdi süslemeler. Sonunda kapıları çala çala dağıtırdım, büyük bir zevkle. Tıpkı, şimdilerde sevgili kızımın yaptığı gibi…

Bu arada paylaşmadan geçemeyeceğim bir adet daha varmış. Aşure piştikten sonra kâseye konulan ilk kepçe dağıtılmazmış; evde bolluk bereket eksik olması diye.

Aşureyi hep çok sevdim, ama büyüdükçe anladım ki ben küçükken aşure yememişim! Annem çok güzel yapar herkes de onun aşureyi yapmasını beklerdi. Ama abim ve ben bir aşure yerdik, ona da yenmek denirse. Yok inciri ayıkla, yok kayısıyı ayır aaa bunda üzüm de mi var. Anlayacağınız mundar ederdik, canım tatlıyı. Yıllar sonra aklıma düştü, olsa şimdi incirini de yesem kayısısını da, dedim. İşten çıktığım gibi alış veriş yaptım, girdim mutfağa; ilk denememdi, heyecanla pişirdim. Ne evliydim, ne de kızım vardı. Hadi canım oradan dedim. Tabi ki çıkıp mahalleye dağıtmadım J Koca bir kâseye doldurdum, güzelce süsledim ertesi günü götürdüm işyerine. Afiyetle paylaştık. O günden beri her sene büyük bir zevkle yapıyor ve paylaşıyorum. Kocaman yürekli, minik elleriyle bana yardım eden kızımla…

Kabul ediyorum biraz meşakkatli ama her güzel şey uğraş ister emek ister. Sonunda lezzetli, tatlı, hele bir de paylaşmanın verdiği o güzel enerji varsa, her şeye değer. İşte bende hemen şimdi çok lezzetli bir DerinliTatlar Aşure tarifi paylaşacağım sizinle. Nişastasız, içindeki malzemelerin doğallığıyla kıvamını bulan, bir lezzet cümbüşü...

DerinliTatlar Aşure Tarifi
Malzemeler
  • 1 su bardağı aşurelik buğday
  • ½ su bardağı pirinç
  • ½  su bardağı kuru fasulye
  • ½  su bardağı nohut
  • 1 adet portakal
  • 15 su bardağı su
  • 2 su bardağı tozşeker (Damak tadınıza göre arttırabilirsiniz)
  • 1,5 su bardağı kuru incir
  • 1 su bardağı kuru kayısı
  • 1 su bardağı tatlı badem
  • 1 su bardağı kavrulmuş fındık
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • ½  su bardağı kuru üzüm
  • 2 paket kuşüzümü
  • 2 paket dolmalık fıstık
  • 2 adet kabuk tarçın
  • 1 paket karanfil
Süslemek için:
  • Nar taneleri
  • Fındık
  • Kuş üzümü
  • Badem
  • Antepfıstığı
  • Karanfil
  • Susam
  • Toz tarçın
  • Hindistan Cevizi (Arzu ettiğiniz malzemeleri kullanabilirsiniz.) 

Hazırlanışı

  1. Buğday, nohut, kuru fasulye ve pirinci bir gece önceden ayrı kaplarda ıslatın.
  2. Ertesi gün buğdayı, pirinci suyuyla birlikte ve iri dilimlenmiş portakal kabuklarını büyükçe bir tencereye alın. Üzerine suyu ekleyip buğday yumuşayıncaya kadar orta ateşte ara sıra karıştırarak pişirin. (İsterseniz portakal kabuklarını küçük küçük keserek ekleyebilirsiniz. Bizim evde sevilmediği için tadı geçmesi için ben iri koyup sonrasında alıyorum.)
  3. Nohut ve kuru fasulyeyi ayrı ayrı haşlayın.
  4. Kuru incir ve kuru kayısıları küp doğrayıp ılık suda yumuşatın.
  5. Bademleri sıcak suda 5 dakika bekletip kabuklarını soyun.
  6. Buğdaylar çatlamaya başladığında tuzu ilave edin. Nohut, kuru fasulye, portakal suyu ve tozşekeri aşureye ekleyin.
  7. Ara ara karıştırarak 15 dakika pişirin.
  8. Kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm, kuş üzümü, badem, karanfil, kabuk tarçın, fındık ve dolmalık fıstıkları ekleyin. 10 dakika daha pişirin.
  9. Ocaktan alıp 25-30 dakika dinlendirdikten sonra kaselere paylaştırın.
  10. Üzerini görsel zevkinize ve damak tadınıza göre süsleyerek servis yapın.
Sağlıklı, güzel günlerde keyifle sevgiyle paylaşmanız dileklerimle, afiyet olsun...

Bir Üzüm Reçeli Hikayesi...

Geçmişi anarken yeniden Derinlitatlar mutfağında bizlerle buluşan bir lezzet, üzüm reçeli...


İş yerinde öğle arası yenen yemek sonrası baldan tatlı sohbetlerimiz eşliğinde öğlen yürüyüşlerimiz... Konu konuyu açar, eskiler yeniler, gündem derken bir saat nasıl geçer anlamayız. Gün gelir dertleşir, gün gelir elimizde kahvelerimiz kahkahalarla geçtiğimiz sokakları şenlendiririz. Geçmişi yad ederek yürüdüğümüz bir öğlen;  eski yemekler damaklarda izi kalmış geçmişten kalan lezzetler  derken, üzüm reçeli ile tatlandı sohbetimiz...

Rahmetli anneannem diye başlayan güzel bir cümlenin peşi sıra geldi üzüm reçelinin o büyüleyici tarifi çocuk gözüyle akıllarda kaldığı kadar. Bir tekte o yaparmış, ailede; kendi suyuyla tıkır tıkır kaynatarak. Yıllar var ki yemedim, bir yerde de satıldığını görmedim, görsem de yesem de aynı lezzeti bulabilir miyim bilemiyorum diye konuşurken bir öğleni daha geride bıraktık.

Sohbet belki geri de kalmıştı ama benim hafızam da sizlerle paylaşacağım, daha önce birkaç kez denediğim yeniden anısıyla tatlandırarak yapacağım üzüm reçeli doğmuştu.

Meşhur etli, ballı, çekirdeksiz Sultani üzümü ve azıcık şeker ile harika bir reçel...

Üzüm Reçeli Tarifi

Malzemeler
  • 1 su bardağı tanelenmiş çekirdeksiz üzüm
  • 1/2 su bardağı tozşeker (damak tadınıza göre şeker miktarını arttırabilirsiniz. 1 su bardağı üzüm için 1 su bardağı toz şeker)
  • 2 adet yıldız anason ya da 1 adet çubuk tarçın (isteğe bağlı)
  • 1/2 çay bardağı su
  • 1 yemek kaşığı limon suyu
Hazırlanışı

  1. Üzümleri yıkayın ve bir tencereye koyun.
  2. Diğer malzemeleri de tencereye ekleyin ve 30 dakika kısık ateşte kaynatın. Ara sıra hafifçe karıştırın. Çok karıştırırsanız taneler ezilir, bu yüzden nazikçe ve az karıştırmalısınız.
  3. Limon suyunu da ekleyin ve 5 dakika daha kaynatın.
  4. Yaklaşık 35 dakika içerisinde reçeliniz hazır. 
Reçelinizi sıcak sıcak kavanozlara paylaştırıp, kavanoz kaplarını sıkıca kapatıp ters çevirin. Bu işlemden sonra reçelinizi oda sıcaklığında istediğiniz kadar saklayabilirsiniz.
Ya da;
İyice soğuduktan sonra kavanozlara paylaştırabilir, serin bir yerde saklayabilirsiniz.
Reçel ölçüsünü aynı oranlarda artırarak, yapabilirsiniz.

Sağlıklı, güzel günlerde, keyifle yemeniz dileklerimle...
Afiyet olsun.



Tatlı Islama



Bahçeler de sarmaşuk,
Sormadan oldum aşuk,
Sofrada akluma geldi,
Elimden düştü gaşuk...

Özlem dolu, aşk dolu manileriyle, yöresel yemekleriyle, el basması Bartın yazmaları, tel kırmalarıyla, İnkum' u, Amasra' sıyla adından söz ettirir; Bartın.

Minnacık etli sarması, gözlemesi, cevizli gömeci, pumpum çorbası, balkabaklı burması, Amasra' da gün batımı eşliğinde yenen taze Karadeniz balığı yanındaki eşsiz Amasra Salatası... Görmeyeniniz, gitmeyeniniz varsa şöyle ırmak yanında bir gezinti sonrası çarşı içinde bir tur atıp azar azar yöresel yemeklerinden tadarak bir şehir turu yapmanızı tavsiye ederim. Bu kadar değil tabi ki ... Sonrasında bir İnkum' u yapmadan, Amasra' da balık salata yemeden hayatta olmaz :)


Hep söylerim anneannem, annem çok becerikliydi ustalarım çok kuvvetliydi diye. Şans bu ki lezzetli bir eli olan becerikli anneye gelin kızı oldum. Orta da hiç birşey yokken bir anda yüzlerce soğuk sıcak yemek yapar sunar, afiyetle yemeniz için. Bununla da kalmaz mutlaka tatlısı da vardır. İzci tatlısı, yumurtalı ekmek tatlısı ve niceleri... Hele ki sevgili eşim varsa o sofra da tatlı ıslama olmadan olmazzzz...

Eviniz de kuru yufkanız, toz şekeriniz, suyunuz varsa şipşak yapabilirsiniz. Bir de üzerine serpmek için ceviz olmalı tabi ki.


Bartın yöresine ait Tatlı Islama tarifini DerinliTatlar ile yapmaya ne dersiniz?


Tatlı Islama Tarifi

Malzemeler (4 Kişilik)

  • 3 adet kuru ev yufkası
  • 3 su bardağı toz şeker (600 gr toz şeker)
  • 2 su bardağı su
  • 1-2 damla limon suyu
  • 1,5 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı orta çekilmiş ceviz içi
Hazırlanışı
  1. Bir tencereye tatlının şerbeti için toz şeker ve suyu koyun.
  2. İyice kaynayınca 1-2 damla limon suyu damlatın ve ocaktan alın.

  3. Tatlıyı yapacağınız orta derinlikte bir borcam içerisine kuru yufkaları küçük küçük kırın ve sıcak şerbeti üzerine dökün.
  4. Aynı anda tereyağını da eritin ve erittiğimiz tereyağını da şerbeti dökülmüş kuru yufkaların üzerine dökün.
  5. Çatal yardımıyla, şerbetin borcamın altına gitmesi için, delikler  açın.
  6. Üzerini cevizle süsleyin ve şerbeti çekmesi için borcamın üzerini kapatın.
  7. 2-3 saat sonra servi edebilir ve afiyetle yiyebilirsiniz.
Sağlıklı, güzel günlerde tatlı tatlı yemeniz dileklerimle. Afiyet olsun.





Limon Kremalı Mereng

Hem hafif hem de lezzetli iki tat birleşince ortaya mükemmel bir sonuç çıkıyor.

Ağızda dağılan çıtır bir lezzet ve damakta bıraktığı serinletici limon aroması. Bizim evin sevilen atıştırmalıklarından mereng tarifini yine yeniden büyük bir keyifle paylaşıyorum sizlerle. Hem de hiç vakit kaybetmeden.

Limonlu Mereng Tarifi
Malzemeler

  • 250 gram limon kreması
  • Oda sıcaklığında 4 yumurta akı
  • 1 su bardağı toz şeker 
  • 3 çay kaşığı mısır nişastası
  • 1 çay kaşığı sirke
Hazırlanışı
  1. Fırını 180 dereceye ayarlayın.
  2. Yumurta aklarını, toz şekeri ve sirkeyi yüksek devirle kar haline gelene kadar çırpın.
  3. Karışıma mısır nişastasını da ekleyin ve biraz daha çırpın.
  4. Fırının sıcaklığını 110 dereceye düşürün.
  5. Pişirme kağıdı serdiğiniz fırın tepsisine mereng harcını küçük küçük bir kaşık yardımıyla dökün ve içleri çukur kalacak şekilde şekil verin.
  6. Fırına koyun ve 1,5 saat pişirin.
  7. Pişen merenglerinizin içerisine birer tatlı kaşığı limon kreması koyun.
  8. Üzerlerini mevsim meyveleri ile süsleyerek servis yapabilirsiniz. 

Sağlıklı günlerde keyifle yemeniz dileklerimle. Afiyet olsun.