SEVGİ, önce kendini sevmekle başlar...

2/12/2019 DerinliTatlar 0 Comments

“Başkalarının sayfalarına yazdıklarınla, kendi sayfalarını dolduramazsın.” 
Ne kadar güzel ve ne kadar anlamlı bir söz değil mi? Geçenlerde izlediğim dizi de geçiyordu. Sahne şöyleydi; eşini kaybettikten sonra hayatını oğullarına adamış, gelin olduğu aileye laik olabilmek için her şeyden kendisinden bile vazgeçmenin onu daha onurlu ve gururlu yaptığına inanmış, yıllar sonra çocukluk aşkı ile karşılaşıp kendini fark etmeye başlamış, bir anne ile hassas, içene kapanık, dürüst bir oğul. Belki de ilk defa bu kadar samimi dertleşiyorlar ve fonda Sezen Aksu’ nun “sen de benim kadar gerçekleri biliyorsun…” diye devam eden efsane şarkılarından birisi. Anne oğluna; bu hayat senin, dinlemen gereken tek şey kendi kalbin, sonuçta bir tek kendine hesap vereceksin. Ona göre hareket et, çünkü hayatın tekrarı yok, diyor. Oğlu da annesine benzer şekilde cümleler kurarak, ilk başta yazmış olduğum ve beni üzerinde çok düşündüren sözü söylüyordu.
43 yaşıma sayılı günler kaldı. Yaklaşık 4-5 sene önceydi; kendimi, hayatımı, hayata bakışımı, çevremi, kısacası dünü bugünü ile geçmiş tüm günlerimi sorguladığım. Hatalarım, doğrularım, kırdıklarım, kırıldıklarım, mutluluklarım, mutsuzluklarım, daha nicelerini birer teraziye koydum. Daha önce hiç yapmamış mıydım? Yapmıştım elbette ama küçük küçük dersler alıp benzer şekilde devam etmiştim. Öğle öğrenmiştim çünkü. Affetmeyi, alttan almayı, onun da huyu böyle olduğu gibi kabul edeyim demeyi,  haklı da olsam susmayı öğrenmiştim. Takdir edilesi bir durumda bile daha iyisi neden olmadı, gene mi başaramadım hissiyle kendimi ispat etmeye anlatmaya çalışmıştım. Kimi zaman ailem, kimi zaman çevrem için yapmıştım, gitmiştim, gelmiştim, oynamıştım. Mutsuz muydum? Hayır, mutluydum. Çok şükür;  sevgi dolu, güvenli, huzurlu bir ortamda büyümüştüm. En küçük şeyden bile mutlu olmayı, şükretmeyi öğrenmiştim. Kendim için hiç mi bir şey yapmamış, hiç mi kırmamış, hiç mi incitmemiştim kimseyi. Yapmıştım, incitmiştim ama en çok o yaşa kadar; başkalarının sayfalarına yazmış, kendi sayfalarımı boş  ya da eksik bırakmıştım…
Artık terazimin kefelerini dengelemeye hatta azıcık ta kendi tarafıma, kendi sayfalarımı doldurmaya, tek şeyin kendi kalbimin sesini dinlemek olduğuna karar vermiştim. Nasıl yapacaktım ki bunu? Belki de ufacık ama hiç de kolay olmayan bir mantık değişikliği yapacaktım. Çevreme verdiğim, gösterdiğim sevgiyi, saygıyı, hoş görüyü önce kendime sonra etrafıma gösterecektim. Başkasına ne kadar değer verip onu çevrenize nasıl ve ne şekilde dâhil ederseniz, çevreniz de o kişiyi o derece sahiplenecektir. Öyleyse; biz kendimizi ne kadar sever ne kadar sayarsak, çevremiz de bizi o derece sahiplenir. Yani önce kendimi sevecek, kendime saygı duyacaktım. Teori de çok kolay ya pratikte?
Bunca yıl süre gelmiş mantık bir çırpıda değişir mi? Etraf ne der,  ne oluyor buna amma da havalara girdi, ne sanıyor bu kendini, ne kadar değişmiş… demezler mi. Kabul ediyorum; zorlu ama geçici bir süreç. Hele ki benim gibi kendiyle dalga geçebilen hayat ile barışık bir insansanız, daha da zor. Ne kadar zor olursa olsun önümüze engellerde çıksa sonuç ta karar vermişiz; KENDİMİZİ SEVMEĞE. Belki size komik ve saçma gelecek, belki aman sende diyeceksiniz ama şöyle kendiniz ile baş başa kalın ve sadece kendiniz hayatınız düşünün. Eğer diyorsanız ki doğru söylüyorsun, o zaman hadi siz de benim yaptıklarımı yapın.
Kendinize saygı duyun, öz saygı çok önemli, kendinize dürüst olun, kendinizi sevin ve affedin, kendinizi kutlayın, ufacık bile olsa daha iyisi neden olmadı demeyin. Ben bugün bunu başarıyla yaptım, deyin ve kendinizi övün, takdir edin. Başkasının size değer vermesini beklemeyin, herkesten önce siz kendinize değer verin. Aynaya bakın tam gözünüzün içine kendiniz ile baş başa kalın. Önce yüzleşin, hatalarınızı kabullenin, affedin ve sonra aynadaki size seni seviyorum deyin. Sen başarılı, dürüst, çalışkan ve yardımsever bir insansın, her şeyin en güzelini en iyisini en hayırlısını hak ediyorsun, deyin. Gülmek serbest, yeter ki; gerçekten, inanarak, pozitif bir şekilde odaklanarak, gözünüzün içine baka baka kendinizi sevmeye karar verin. Göreceksiniz ki; etrafınızda ki gerçek sizi mutlu eden insanlar çoğalacak, farkındalığınız yükselecek, değer bilinciniz güçlenecek. Kimi zaman eyvallahınız olmayacak belki ama kendinize olan saygınız artacak.
Kendinizi sevmez, öz saygınızı kaybeder, değer vermezseniz(farkında bile olmadan), belki zekânızla, yetenek ve becerilerinizle yeterlilik duygunuzu geliştirip kendinizi değerli hissedebilir, dünyayı fethetmişçesine egonuzu yükseltip, iyi konumlara gelebilir, çok paralar kazanabilirsiniz. Ama günün sonunda sağlıklı ilişkiler kuramadığınızı, kendinizi etrafınızda kalan birkaç insanla mutluluğu, huzuru, gerçek dostları ararken bulursunuz. Bakarsınız ki; yeterlilik duygusu, değerlilik duygusunun yerine geçememiş.
Kendinizi seveceğiniz, yazın başkalarının sayfasına da yazın onlarsız olmaz ama en çok kendi saflarınıza yazdıklarınızla hayatınızı dolduracağınız, sağlıklı günler…
Unutmayın, bu hayat sizin ve tekrarı yok…


Kendini yeniden keşfederek sevmeyi öğrenme yolculuğu, kendini beğenmişlikten kendini beğenmeye doğru yapılan yolculuktur.

Çiğdem ÖZERK ONAY (01.2018)

Önerilen Tarifler

0 yorum: